Yepyeni bir dönem...

Pembe Sakuram'la en uzun ayrı kaldığımız zamanlardan biri bu dönem oldu herhalde. Allahtan tamamıyla keyfi ve keyifli bir sebepten ötürü... Bloğuma yazamadığım bu süreç içerisinde beş yıl boyunca oturduğum evimden taşındım. Beş yıl, telaffuz edildiğinde kulağa kısa gibi gelse de oraya ilk taşındığım sene 15 yaşında olan kızım şu an 20 yaşında bir üniversite öğrencisi, 14 yaşında olan oğlum ise artık 19 yaşında koskoca bir delikanlı... Bense o dönem -sonları olsa da- halen otuzla başlayan yaşımdayken artık kırkımdan bir değil birkaç yaş almış durumdayım :) Bu açıdan bakınca görüyorum ki, bir önceki evimizde geçirmiş olduğumuz bu süreç içerisinde çocuklarımla beraber hayatlarımızda bir dönemi bitirip başka bir döneme geçmişiz; acı tatlı bir sürü anıyı sepetimize katarak. 

Bu yazıyı okuyan hemen herkesin hayatında en az bir kere, yaşadığı yerden taşınmış olduğunu farz ederek "Taşınanlar bilir..." diye hitap etmem çok yanlış olmaz herhalde. Gerçekten de taşınanlar bilir ki bu süreç son derece zor ama eğer sevdiğiniz bir yere isteyerek yaptığınız bir taşınma ise bir o kadar da zevkli bir süreçtir. Öncelikle (eğer benim gibi eski eşya atmayı becerebilenlerdenseniz) dört dörtlük bir arınmadır. Ben bir önceki evime boşanmamın ertesi taşınmış, yepyeni bir başlangıç yapmak adına eski evimden hiçbir şeyi yeni evime getirmemiş ve dolayısıyla o evi çataldan bıçağa kadar herşeyiyle tam olarak sıfırdan kurmuştum. En minimal bir halle başladığım yeni evimde beş yıl süresince biriktirdiklerimle yüzleşince gözlerime inanamadım. Hayat kendiyle beraber bir sürü ıvır zıvırı da beraberinde katıyormuş yaşantımıza meğer. İşlevleri sona erdikten sonra gereksiz kalabalığa yol açan herşeyden kurtulmanın en iyi yollarından biridir taşınmak. Fakat biraz önce dediğim gibi vedalaşmayı becerebilmek ilk şart olmak kaydıyla. 

Çocuklarım ve benim için arınmanın dışında başka bir işlevi daha oldu bu taşınmanın. Daireye girene kadar üç ayrı güvenlik bariyerinden geçilen, site sınırları içinde, rezidans atmosferli evimizden, denizin mavisine uyanıp, güne ikinci köprüden yayılan rengarenk ışık cümbüşü eşliğinde veda ederek geceyi karşıladığımız, püfür püfür esen balkonunda sabah kahvemizi yudumladığımız "tip top" bir yuvaya taşındık. Nasıl bir tezatsa bu, küçüldüğümüz oranda ferahladık bir o kadar da! Beni tanıyan yakınlarım temizlik ve düzen konusundaki hassasiyetimi bilirler. Yaşadığım hiçbir ortamda bundan ödün vermedim, vermem de... Nitekim, yeni evimde de aynı derli topluluk geçerli. Fakat bir önceki evimle kıyasladığımda steril düzenden, sıcak bir yerleşmişliğe geçiş yaptık sanki biz bu evde. Mesela, bir önceki evimde yatak odamda yer alan, giyinme için ayrılmış ufacık bir odadan bozma çalışma alanıma kurduğum kütüphanemde boy ve yazar isimlerinin alfabetik sırasıyla yerli yerinde fakat benden uzakta duran kitaplarım yeni evimde yine aynı sırayla ama bu sefer salonumun her köşesinde, günün her saati benimle yüzyüze, istediğim her an onlara dokunabileceğim mesafede yerlerini almış durumdalar. Ve, çoğu zaman "Hiçbir şey olmasın, kitaplarım olsun yeter!" ruh halindeki ben kitaplarımı gözümün önünde gördükçe sıcak, sımsıcak hissediyorum. "Sıcak yerleşmişlik" derken kastetmeye çalıştığım işte tam da böyle bir düzen... 

Geçen yıl evinden uzakta ilk deneyiminini yaşayarak hayatının en önemli sınavlarından birini vermiş olan biricik kızıma bu sene oğlum da katılıyor. Çünkü, artık can oğlum da üniversite hayatına adım atıyor. Kısacası, bu Eylül'den itibaren beni Tinky'mle başbaşa geçireceğim bir hayat bekliyor :) Yeni evimizin, benim, çocuklarımın, onların ise yuvalarının yolunu gözledikleri, tatlı, mis gibi, huzur dolu buluşmaların şahidi olmasını yürekten diliyorum.

Bu arada yazımın sonuna saklamayı tercih ettiğim mühim bir haberim var: Pembe Sakuram'dan uzak kalışımın tek sebebi taşınmamız değil aslında. Benim uzun zamandır gerçekleştirmeyi hayal ettiğim bir projem çok yakında hayata geçiyor. Büyük bir titizlikle hazırlığını yaparak adım adım sonuna yaklaştığım ve benim için çok özel olan bu durumun detaylarını rahmetli babam Akın Tuna'nın doğumgünü olan 28 Mayıs Cumartesi günü hayatımın bir nevi açık günlüğü olan Pembe Sakuram'dan duyuracağım. O zamana kadar tüm sevdiklerimin, tanıdıklarımın, tanımadıklarımın, kısacası herkesin huzurla, mutlulukla, sevgiyle ve sağlıkla kalmalarını temenni ederim... 

Şehnaz Tuna
23.5.2016

Yepyeni bir dönem... - Pembe Sakuram - Şehnaz Tuna