Bir başkadır Üsküdar Amerikan kadını olmak...

Bana göre insan hayatı bomboş bir tuval olarak başlıyor. Bu tuvalin baş ressamları hiç kuşkusuz ana babalarımız oluyorlar. Sonrasında kardeşler, yakın akrabalar ve ilk arkadaşlarla şekillenmeye başlayan hayat tablomuzun daha da renklenip ortaya çıkmasında en önemli fırça darbeleri ise eğitim hayatımız süresince atılıyor. Kişiliğimizin yapısı ve kendi katkılarımız da biz ölene kadar ilelebet devam ediyor bu tablonun güzelleşerek meydana çıkmasında. Ben, bugün sahip olduğum karakter özelliklerimin bir çoğunu seneye 140cı yılını kutlayacak olan lisem Üsküdar Amerikan'dan aldığım eğitime borçluyum. Geçtiğimiz hafta sonu 1990 yılı mezunları olarak mezuniyetimizin 25ci yıl toplantısı (Reunion) vardı. Duygu dolu keyifli anlar yaşadığım yarım günün sonunda "Ne mutlu bana ki Üsküdar Amerikanlı'yım!" diyerek ayrıldım okulumdan. 


Amerikan Kız Koleji "Ev Ekonomisi" dersinden bir kare

Beş senede bir buluşsak da otuz iki sene önce tanışıp yedi sene boyunca aynı sıraları paylaştığım arkadaşlarımı görmek çok güzeldi. Sanki hiçbirimiz değişmemiştik. Soyadlarımıza kadar hatırlıyorduk birbirimizi. İçimizden birinin dediği gibi "Bakışlar hiç değişmiyordu." Çoğumuz evlenmiş ve çoluk çocuk sahibi olmuş olmamıza rağmen hemen hepimiz farklı alanlarda kariyer sahibi de olmuştuk. Hatta hafiften hafiften emeklilik konularına bile girdik o gün :) Bu arada bu buluşmaya çocuk getirilmesi yasak olmasına rağmen Tinky her zaman olduğu gibi tabii ki yanımdaydı...


Yıllar önce basamaklarını sayısız kere çıkıp indiğim Martin Hall'un merdivenlerinde bu sefer Tinky'le...

Bu buluşmaların en keyifli yanı eskileri anmak oluyor. Çok emek sarfederek, bileğimizin hakkıyla kazandığımız okulumuzda o zaman bize sıkıntı gibi gelen ama şimdi geriye dönüp baktığımızda "İyi ki de öyle olmuş!" dediğimiz uygulamaları andık hep beraber. İngilizcemizin gelişmesi için Türkçe konuşmamız yasaktı mesela. Bir sene boyunca okulda Türkçe konuşamamıştık. Etrafta gezen "Policewoman"lar Türkçe konuştuğumuzu yakaladıkları anda üzerinde adımız yazılı kağıttan yapılmış çiçeklerin yapraklarını keserlerdi. Bugün İngilizce'yi ana dili gibi konuşmamızın temellerinden biriymiş meğer o yaprakları her yırtıldığında içimiz giden çiçekler... Çizgili çorap giymek yasaktı. Yakalandığımız anda okul sonrası meşhur "detention" cezalarına kalırdık. O zamanlar söylenip isyan ettiğimiz bu uygumalar bugün tipik bir Üsküdar Amerikan kadının sahip olduğu disiplinin o zamandan ekilen tohumlarıymış meğerse. 


Sol ayakta önden arkaya: Damla,Elif, Sara, Esra 
Sol iskemlede önden arkaya: Selin, Gül, Zeynep, Ayşegül
Sağ ayakta önden arkaya: Janet, Gülden, Özge, Banu
Sağ iskemlede önden arkaya: Ben, Zeynep, Zeynep Ç., Beril

Yemeğimi yedikten sonra Tinky yanımda, fotoğraf makinam boynumda okulu turladım biraz. Bizim okulun kampüsü, yeşillikleri ve büyüklüğü ile meşhurdur. Yeşillikler çok fazla feda edilmemiş olsa da geçtiğimiz 25 yıl içerisinde sonradan eklenen "modern" yapılar içimi burkmadı desem yalan olur. Fakat buna rağmen lisenin içimize işlemiş ruhunu o günkü canlılığıyla gönüllerinde taşıyan bizler için okulumuz halen çok güzeldi.


Eski mezunlarımızdan sempatik ve hoş bir kare


Yemyeşil kampüsümüz


Bir asırdan daha uzun tarihe şahit olmuş binalarımızdan biri


Öğle tatili olur olmaz koşarak sıraya girdiğimiz kantinimiz biraz yenilenmiş olsa da halen aynı yerinde duruyordu

Yemek ve fotoğraf çekimlerini takiben birbirimizle hasret giderdikten sonra tıpkı eski günlerde olduğu gibi hep beraber oditoryuma doğru yürüdük ve salondaki koltuklarda yerlerimizi aldık. O gün 1945 yılı mezunlarımızdan biri de yılını temsilen tek başına aramızdaymış. Kendisi sahneye çıkma bölümüne katılamadı ama bizler tüm salon tek bir yürek şeklinde ayağa kalktık ve o anda orada mevcut olmamasına rağmen onu can-ı gönülden alkışladık. Daha sonra sahneye çıkan ve senesinden tek katılımcının kendisi olduğu 1950 mezunumuzu dinlerken ise gözyaşlarımızı tutamadık. 83 yaşında, halen dimdik ayakta bizlere konuşma yapan bu mezunumuz asaleti, şıklığı ve bilge tavırlarıyla Üsküdar Amerikan kadınının tarihten bir temsilcisiydi adeta. 


Okulumuzun 1950 yılı mezunu

İzlerken gözlerimizin bu sefer de gurur ve sevgiyle ışıldadığı diğer bir isim ise okulumuzun efsanevi müdürü Esin Hoyi'ydi. Sadece bir yan bakışıyla bizi tir tir titreten, ufak bir gülümsemesiyle ise günümüzü gün eden, hepimizin çekindiği meşhur Esin Hanım'ımız da oradaydı o gün. Bizleri istisnasız tek tek hatırlayan sevgili müdürümüzün kürsüde yaptığı konuşmada bir Üsküdar Amerikan'lıyı tanımlarken kullandığı cümlelerden beni en çok etkileyeni şu oldu: "Biz de düşeriz elbette. Ama kalkmasını biliriz!" Evet, bizler seçilmiş öğrenciler olarak Üsküdar Amerikan'da yabancı dil, bilim ve edebiyatı en iyi şekilde öğrendik; kişilikli, kuvvetli, ayağının üzerinde duran ayrıcalıklı bireyler olmayı öğrendik. Ama hepsinden önemlisi bu okul bize hayat yolculuğunda düşşe de düştüğü yerden kalkabilen ve yeniden ayaklarının üzerinde durmayı becerebilen kadınlar olmayı öğretti.


Efsanevi müdürümüz Esin Hoyi

Bizler Üsküdar Amerikan'ın "Kız Lisesi" adı altındaki son mezunlarıydık çünkü bizim mezun olduğumuz yılın ertesinde okula erkek öğrenciler alınmaya başlandı. Gözlerimiz her ne kadar etrafta erkek öğrenci görmeye alışkın olmasa da bu, yıllar içinde kabul etmek zorunda olduğumuz bir gerçek haline geldi. Şimdi artık kimimizin oğulları burada okuyor ve okuyacaklar. Bizler bunu bu sürecin bir gerçeği olarak kabul ettik etmesine ama okulumuzun hepimizin anılarında dolaşan hayalinin halen Üsküdar Amerikan Kız Lisesi olduğuna eminim. Oditoryumda sahneye çıkma sırasının bize gelmesini beklerken hem mezuniyetimizin 25ci yılını kutluyor olmanın heyecanı, hem de Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'sinin son mezunları olma gururuyla hepimizin içi kıpır kıpırdı. Okul hayatımız boyunca da sahnede sıkça bulunmuş arkadaşımız Beril bizim senemizi temsilen yaptığı konuşmada 80'ler ruhumuzun tüm saflığı ve mütevaziliğiyle bizleri ve okulumuzu anlattı. Elimizde plaketlerimiz sahneden inerken Tanem'in her zamanki enteresan fikirlerinden birini giderayak burada da uyguladık ve  sınıf "selfie" mizi tüm salonu arkamıza alarak çektik. 


"AAG (American Academy For Girls) Class of '90" Selfie'miz


25ci yıl plaketimiz

Tören sonunda okulumuzun marşı Alma Mater'ı söylerken kalplerimizdeki hüzün, heyecan ve sevginin karışımı göz pınarlarımıza kadar ulaşmış, pırıl pırıl parıldıyordu...

 

 

 

 

 

Şehnaz Tuna
22.6.2015

Etiketler : Mezuniyet, Reunion, Esin Hoyi, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi

Bir başkadır Üsküdar Amerikan kadını olmak... - Pembe Sakuram - Şehnaz Tuna