İşte bu tam bana göre! TATCHA: Japon menşeli şahane bir cilt bakım markası. Üstelik hayvan dostu...

Bu başlık bana bile biraz garip geldi... Cilt bakımına oldukça önem veren ve bu yüzden de cilt bakımı ürünleri ile ilgili her türlü yeniliği elimden geldiğince takip ederek genelde normalin üstünde bilgiye sahip olan biri olmama rağmen bu tarz konuları Pembe Sakuram’da çok sık yazmam. Ama, hayatımda öyle bir üçlü bir araya geldi ki bu sefer bunu paylaşmadan edemedim. Hayvan dostu, harika bir cilt bakım markası ile tanıştım. Üstelik menşei de Japonya...

DEVAMINI OKU

Sır'la başlayıp Minnet'le bitirmek...

Çocukluğumdan beri evhamlı bir tiptim ben. Bu, böyle de devam etti. Ta ki 2007'nin Mart ayında New York'ta bir kitapçıdan içeri adım atana kadar. New York benim için güzel olduğu kadar kötü anıları da barındırıyor. Bir haftalığına gittiğimiz seyahatimizde acil ameliyat gerektiren bir sağlık durumu söz konusu olunca mecburen bir ay kalmıştık o sene. Tanımadığımız bilmediğimiz, dünyanın öbür ucundaki bir şehirde tam tamına bir ay.

DEVAMINI OKU

Ben gazeteyi elime aldığım her sabah muhakkak ya gülümsüyor ya da kahkahalarla gülüyorum. Sebebiyse...

Bu başlığı okuduğunuzda bir çoğunuzun sağ ya da sol kaşının şöyle hafiften bir havaya kalktığına eminim. Nitekim çoğunlukla ölüm, cinayet, tecavüz, savaş, dar boğaz ekonomi, yükselen döviz, kaza, intihar gibi son derece karamsar haberlerle dolu bir gazeteyi eline aldığında gülen ve hatta kahkaha atan bir insanın pek de normal olmadığı düşünülecektir. Ben gülüyorum ama. Hem de istinasız her sabah...

DEVAMINI OKU

Bu akşam tüm evrende sabaha kadar Hıdırellez dilekleri uçuşacak...

Yakın tarihlerde bir yazı yazmıştım "İste, inan, al!" diye. İstemek ve dilemek. Dilediğimiz şeyin olmasını heyecanla beklemek. Hiç düşündünüz mü bilinçlendiğimiz andan itibaren hayatımızın ne kadar büyük bölümü birşeyi istemek ya da dilemekle geçiyor aslında? Çocukken annemizin, babamızın rüyalarımıza giren o sarı saçlı, iri gözlü bebeği ya da güneşin altında gıcır gıcır parlayan o şahane bisikleti bize almasını, biraz büyüyünce uzaktan uzağa aşık olduğumuz o müthiş yakışıklı çocuğun ya da dünya güzeli kızın bizi farkedip, onun da bizi beğenmesini, yetişkinliğe doğru bir meslek sahibi olmayı, sonrasında bir aile kurmayı, ve sonrasında ....., ve sonrasında ......

DEVAMINI OKU

Okumayı Sevenlere Bir Önerim Var: Görme Engellilere Yardım Etmek İster Misiniz?

Şu an bu yazıyı okuyorsanız okumaya önem verdiğinizi hatta sevdiğinizi tahmin ediyorum. O zaman hemen sorumu sorabilirim: En son ne zaman birine yardım ettiniz? Bu soruya herkesin cevabı farklı olacaktır. "Çok oldu!" diyebilirsiniz. Hatırlamayabilirsiniz. "Daha bugün birine yardım ettim." diyebilirsiniz. Cevabınız ne olursa olsun okursever olarak önerimin ilginizi çekeceğini düşünüyorum.

DEVAMINI OKU

"Seslenen Kitap" Ve "Spotıfy": İki Şahane Uygulama

"Günümüzde bilgisayar, akıllı cep telefonu ya da tablet bilgisayara sahip olmayanların sayısı yok denecek kadar az" tarzı çok klişe bir cümle ile başlıyorum ama bugünkü yazıma da giriş olarak en çok bunun yakıştığını düşündüm.

DEVAMINI OKU

Yaratıcı Yazarlık Öğrenilebilinir mi?

Daha ilkokula başlamadan gazete manşetleri ve reklam tabelalarını ezberleme yöntemiyle kendi kendime söktüğüm okumayı o yaşlarımdan beri çok sevdim. Evde okuyacak hiçbir şey bulamasam çocukluğumuzun ansiklopedisi, kütüphanemin baştacı "Meydan Larousse"'umun ciltlerini büyük bir merakla karıştırır, içerlerindeki sevdiğim bazı konuları neredeyse ezbere öğrenmeme yol açacak kadar tekrar tekrar okurdum.

DEVAMINI OKU

Monoï De Tahıtı... Cennette Duyacağımız Kokunun Bu Olacağına Eminim!

Bundan yaklaşık altı yedi sene önce Paris'in -bizim Migros ya da Makro'muz olarak tanımlayabileceğim- meşhur market zinciri Monoprix'de yer aldığı raflarda tanıştım O'nunla! Neredeyse ruj dahil elime aldığım her tür kozmetiğin kokusunu merakla içine çekme özelliği olan ben o gün aşık oldum O'na! Daha doğrusu O'nun kokusuna!

DEVAMINI OKU

Dört Ayaklı Dostları Olanlara Çok Güzel Bir Haberim Var!

Yakın çevremdekiler ve sosyal medya sağolsun artık uzak çevremdekiler de benim bir kiloluk Yorkie cinsi köpeğime olan düşkünlüğümü gayet iyi biliyorlar. Hayatıma girdiği son bir buçuk senedir ayrılmaz bir parçam oldu Tinky benim. Salon ve yatak odamda ona ait merdivenlerden tutun (boyu bir karış olduğu için yatak ve koltuğa merdivensiz inip çıkamıyor da), aracımdaki araba koltuğu ve arka camına asılı "Arabada Yorkie Var!" uyarısına, evde oraya buraya saçılmış oyuncak ve kemiklerinden tutun, salonda baş köşeye yerleşmiş özel yatağı ile sanarsınız ki benim ufak bir çocuğum var.

DEVAMINI OKU