"Şehrin Caz Hali"Nde Tatlı Bir Kadın! Chına Moses

Ülkemizde marka-sanat işbirliğinin en önde gelen örneklerinden biri caz müziğine verdiği destekle Akbank ve bu sene 24cüsü düzenlenen Akbank Caz Festivali'dir. İlk olarak 1991 yılında 8 konserle düzenlenmeye başlayan festival günümüzde "Şehrin Caz Hali" temasıyla her sene 50'nin üzerinde konserin yanısıra, paneller, erişkin ve çocuk atölyeleri ve diğer projeleriyle çok yönlü bir organizasyon haline gelmiştir.

DEVAMINI OKU

Gecce'nin Anlamlı Gecesi

Her Pazartesi yeni bir haftanın başlangıcı... Her yeni hafta ise kendinden bir önceki haftaya veda... Geride bıraktığımız o yorgun haftalar ise mahsunca birbiri üstüne yığılıp öylece bakakalmakta arkamızdan... Benim bir depom var. "Zihnimin anı deposu" diyorum ona. Kendi arkamda bıraktığım o yüzlerce mahsun haftanın hatırına, elimden geldiğince çok anı biriktirmeye çalışıyorum orada ben. Unutulmasınlar, çok zaman geçse de hep hatırlansınlar diye... İşte yine böyle özel bir gün -pardon gece- çoktan yerini aldı zihnimin anı deposunda ölümsüzleşmek üzere.

DEVAMINI OKU

Ipanema'lı Kızın Hikayesi

Çok iddialı olmamakla beraber caz müziğinin sevdiğim müzik türlerinin en başında geldiğini söyleyebilirim. Özellikle vokal cazdan inanılmaz keyif alıyorum. Uzun ve tipik Başak burcu detaycılığındaki araştırmalarım sonucu edindiğim müthiş stil ama bir o kadar da ses kalitesi şahane Bang Olufsen BeoPlay H6 kulaklıklarımla hemen her yerde caz dinliyorum bu aralar. Bu sabah -tamamen legal olan- Spotify uygulamasıyla indirdiğim Women of Jazz (Cazın Kadınları) çalma listesinde Nancy Wilson'un yorumladığı "Boy From Ipanema" çalmaya başlayınca durdum ve düşündüm. "Asıl adı 'Girl From Ipanema' olan bu parça nasıl bir parçaydı ki, konusu olan karakterin cinsiyeti değiştirilip yeniden yorumlanıyordu?" Eminim bunun dünyada başka örnekleri de vardır. Ama bu özelliğinin yanısıra gerek melodinin kendimi bildim bileli var olması, gerekse konusu itibarıyla bir merak sardı beni. Neydi bu parçayı bu kadar tanıdık kılan? Gerçekten var mıydı o bahsi geçen Ipanemalı kız?

DEVAMINI OKU

Kendime bir Cuma çaldım bu güzel İstanbul'dan...

Tabiri caizse "çift vardiya" çalıştığım, gecemin gündüzüme karıştığı bir iş temposundayım bu aralar. Filmekimi yazımda gideceğimi bahsettiğim dört filmden ikisi aynı güne denk gelince biraz da bunu bahane ederek geçen Cuma günü kendi kendime izin verdim. Güneşin çok da ısıtmayan ama bir sonraki bahara kadar ayrı kalacağımızın bilincindeymiş gibi yüzünü bir veda edasıyla son defa gösterdiği günlerden biriydi. Seviyorum böyle günleri ben. Biraz hüzünlü oluyorum ama bir o kadar da keyfini çıkarmak istiyorum sonbaharın bu son güneşli günlerinin adeta şükredercesine. Filmlerden biri çocukluğumun sinema salonlarından Kadıköy Rexx'teydi. "Biraz nostalji fena olmaz" diyerek attım kendimi Tinky'mle beraber doğruca Beşiktaş vapur iskelesine. Erken gitmenin keyfiyle hareketlerimi ağır çekim hızına düşürerek simidimi aldım ve beklemeye koyuldum. En son ne zaman bindiğimi hatırlayamadığım vapur yanaştığı zaman kalabalıkla ortak hareket etmenin zevkiyle çıktım en üst kata. Kafamda kapşonum, kulağımda Stan Getz melodisi, karşımda büyüleyici boğaz. Yanımdaysa esen rüzgara karşı gözünü kapamış, mis gibi deniz havasıyla sersemlemiş uyuklayan Tinky. Kısacası tam bir huzur...

DEVAMINI OKU

Monoï De Tahıtı... Cennette Duyacağımız Kokunun Bu Olacağına Eminim!

Bundan yaklaşık altı yedi sene önce Paris'in -bizim Migros ya da Makro'muz olarak tanımlayabileceğim- meşhur market zinciri Monoprix'de yer aldığı raflarda tanıştım O'nunla! Neredeyse ruj dahil elime aldığım her tür kozmetiğin kokusunu merakla içine çekme özelliği olan ben o gün aşık oldum O'na! Daha doğrusu O'nun kokusuna!

DEVAMINI OKU

Dört Ayaklı Dostları Olanlara Çok Güzel Bir Haberim Var!

Yakın çevremdekiler ve sosyal medya sağolsun artık uzak çevremdekiler de benim bir kiloluk Yorkie cinsi köpeğime olan düşkünlüğümü gayet iyi biliyorlar. Hayatıma girdiği son bir buçuk senedir ayrılmaz bir parçam oldu Tinky benim. Salon ve yatak odamda ona ait merdivenlerden tutun (boyu bir karış olduğu için yatak ve koltuğa merdivensiz inip çıkamıyor da), aracımdaki araba koltuğu ve arka camına asılı "Arabada Yorkie Var!" uyarısına, evde oraya buraya saçılmış oyuncak ve kemiklerinden tutun, salonda baş köşeye yerleşmiş özel yatağı ile sanarsınız ki benim ufak bir çocuğum var.

DEVAMINI OKU

Sonbahar'ın müjdecisi, İKSV "filmekimi" 11-17 Ekim 2014

2002 yılından bu yana her sonbahar İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen, mevsimin müjdecisi niteliğindeki "filmekimi" etkinliği bu sene 11-17 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. Başarılı yapımları 13cü defa seyirciyle buluşturacak olanfilmekimi ne mutlu ki bu sene Ankara, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Urfa ve Trabzon illerinde de gösterim yapacak.

DEVAMINI OKU

Bozcaada'mıza dokunmasınlar.

Bu dünyada yaş almaya devam ettikçe çocukluğumun tatil beldelerinin birer birer talan edilerek "şehrimsi" yerleşim yerlerine dönüştürüldüğünü görmek canımı acıtıyor. Buna en içlendiğim örneklerden biri hiç kuşkusuz Bodrum. Kışın kalın kazaklarımızla dışarı tabure koyup oturduğumuz "Ora Bar" artık yok. Kıyısında taş sektirdiğimiz, tahta masa ve sandalye dizili Türkbükü sahilinin ne hale geldiğini yazmaya ise elim varmıyor. "Aman bari Alaçatı'ya dokunmasalar!" diye tasalanırken geçtiğimiz hafta Bozcaada ile ilgili okuduğum haber içimi cızlattı.

DEVAMINI OKU

Uç Uç Böceğim Annen Sana Terlik Pabuç Alacak.

Bu akşam bilgisayar başında çalışırken ezelden beri her tür hayvan ve böcek (akrep, yılan ve fare dahil) delisi kızım odasından koşarak yanıma geldi; "Anneeee, bak bir anda başucumda ne beliriverdi?" diye. Bir baktım, sonbaharın başlangıcı bir gece yarısında güzel kızımın narin parmağının ucunda onun gibi narin, minicik bir uğur böceği. Bundan tam 4 hafta önce yine bir gece vakti, bu sefer de benim su içtiğim bardağın yanında ufacık bir uğur böceği belirmişti. Durumu en doğru anlatan fiil hakikaten tam da bu: "Belirdi". Uğur böceği, sivrisinek ya da karasinek gibi vızıldamıyor. Bir bakıyorsunuz o kıpkırmızı rengi ile ortaya çıkıvermiş sessiz sedasız.

DEVAMINI OKU

Paralel Evrendeki Eşbenim Şu An Ne Yapıyor Acaba?

Evde geçirdiğim akşamlarımın değişmez ritüeli, kucağımda tepsi ile televizyon karşısındaki koltuğuma kurulup film ya da dizi seyretmektir. Bu akşam da tavsiye üzerine seyrettiğim 2013 yapımı Paralel Evren (Coherence) isimli film beni, filmin adını aldığı konuyu biraz kurcalamaya yöneltti. Filmin konusu oldukça sıradan: Bir kuyruklu yıldızın dünyanın epey yakınından geçeceği bir gecede bir grup arkadaş biraraya gelirler. Yemek sırasında elektrikler kesilir. Gizemli bir evde ışıkların yandığını farkeden grubun yaşadığı enteresan olaylarınParalel Evren teması çercevesinde anlatıldığı bu filmde gerçekle hayal birbirine karışır.

DEVAMINI OKU

Amélie ve Benim Masal Dünyamın Objeleri

Babamı çok erken kaybettim diye mi bilmem ama ruhumun pek de saklı olmayan köşesinde ufacık ve hiç büyümeyen, cıvıl cıvıl bir çocuk barındırırım ben. Çocuksu kadınlardanım. Başucumda duran bir kaleydoskobum vardır mesela. Hani çiçek dürbünü de dediğimiz, çevirdikçe içindeki cam ve ayna parçalarının, tüllerin ve ufak boncukların dans edercesine yer değiştirerek, masalsı bir görüntü yarattığı çocukluğumuzun dürbünü...

DEVAMINI OKU

Fenerini Yak ve Bir Dilek Tut.

Doğuştan meraklılardanım. Soru sormadığım bir gün bile geçmez. Eminim ki şu an bunu okuyan ve benim sonu gelmeyen sorularımdan sıkça nasibini alan yakın çevremin yüzlerinde manidar bir gülümseme belirmiştir :) Bloğumun bana sağladığı en önemli faydalardan biri de bu bitmez tükenmez sorularımın cevaplarını kaydedip; onları mini bir kaynakça haline getirebilmem oldu...

DEVAMINI OKU

Şehirde Bir Kına Gecesi.

Yaşamımın 42 yılını acısıyla tatlısıyla geride bırakıp, yeni yaşımın ilk haftasını "Eee ben de yaşlanıyorum işte. Bir sürü şey gördüm, geçirdim. Artık devir gençlerin devri" şeklindeki -hafiften orta yaş depresyonu kalıbındaki- düşüncelerimle devirmeye başlamışken yaşadığım yepyeni bir deneyim, "Yok yahu, o kadar da yaşlanmamışım ben. Bak, daha halen hayatımda yapabildiğim ilkler varmış" dememe sebep oldu...

DEVAMINI OKU

20 MART 2015 Tarihini Not Edin. Çok Önemli!

Çok değil, neredeyse 6 ay sonra tüm dünya yine müthiş mistik ve "anlatılması zor ancak yaşanıp görülmesi gereken" bir doğa olayı yaşayacak. Gezegenimizin (ve kimbilir belki başka gezegenlerin de) enerji ve yaşam kaynağı olan güneş, 20 Mart 2015'te bir kere daha tutulacak. Norveç'in Svalbard takımadaları ve Danimarka'ya bağlı Faroe adaları bu sene tam güneş tutulmasının izlenebileceği en iyi gözlem noktaları...

DEVAMINI OKU

İstanbul ve Ağva Mints Otel

Zaman zaman büyük şehir sıkıntısına girip İstanbul'dan yakınıp dursam da bu haftasonu bir kere daha bu sözümü geri aldım. Evet, büyük şehirde yaşamanın avantajları olduğu kadar bir o kadar da dezavantajı var malesef. Dünyanın adı sayılır şehirleri arasına girmiş şehrimiz de bu dezavantajlardan haliyle payını almış durumda. Pahalılık, yabancılaşma, hergün kesilen ağaçların yerini alan koca koca binalar, gürültü...

DEVAMINI OKU

Elveda Duman

Dünyaya yeni gelmiş ufacık bir melek bugün cennete geri gitti. Ben çok üzüldüm. Ama kimbilir belki de o artık orada daha mutlu. Annesi ve diğer ufak meleklerle...

DEVAMINI OKU

Kısa kısa Hollanda. Ağustos 2014.

20 senedir Rotterdam'da yaşayan can arkadaşım Gülümcan sayesinde 1 hafta gibi kısa bir sürede tam tamına 3 şehir (Rotterdam, Amsterdam, Utrecht), 1 kasaba (Volendam), 1 köy (Kinderdijk), 1 de sahil kıyısı (Schveningen) gezme fırsatım oldu.

DEVAMINI OKU

Merak edenler için sakuranın anlamı

Japon kültüründe "sakura" yani kiraz ağacı çiçeği hem yaşamı hem de ölümü simgeler. Nedeni ise...

DEVAMINI OKU